Albucasis – Ebu’l Kasım El-Zehravi

Albucasis – Ebu’l Kasım El-Zehravi

Albucasis – Ebu’l Kasım El-Zehravi

Tarihte yaptıkları çalışmalar ile günümüze ışık tutan değerli insanları unutulmaya bırakamayız. Onları anlatmak, tanıtmak da üzerimize düşen bir görev. Dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin ışığında çalışmaları gün yüzüne çıkan birçok müslüman bilim insanlarından biri olan Endülüslü hekim Zehravi ’yi tanımaya başlayalım.

X. yüzyılın ikinci yarısında Kurtuba, Endülüs Emevi Devleti’nde bilinen tüm bilim alanlarında büyük gelişmeler yaşanmıştı. Özellikle tıp alanında çeşitli disiplinlerde faaliyette bulunan çok sayıda ünlü hekim yetişmişti. Bu ünlü hekimler arasında “cerrahinin babası” olarak bilinen, tıp alanında çok önemli gelişmeler kazandıran hekim – bilgin Zehravi de vardır. Asıl adı Ebü’l-Kāsım Halef b. Abbâs ez-Zehrâvî ‘dir. Avrupa’da ise kendisi Albucasis olarak tanınmaktadır. Zehravi, 937 yılında Batı Avrupa’nın bilim merkezi olan Kurtuba’ya bağlı “Zehra” şehrinde doğdu.

Doğduğu ortam, Endülüs Emevi Devleti’nin altın çağı olarak sayılan, bilgiye değer verilen sosyal ve fen bilimlerinde ciddi çalışmaların yapıldığı dönem olduğunu düşündüğümüzde Zehravi’nin gelişmesi ve merakı olan tıp alanına yönelmesi için oldukça uygun bir ortamdı. Kurtuba’ da kurulan okulda birçok ünlü bilim adamıyla birlikte tıp ilmini, o dönemin büyük ustalarından olan İbn-i Cülcül, Ebu Bekir er-Razî, İbnü’l-Cezzar el-Kayrevanî gibi ilim insanlarından alarak çalışmalarına devam etti. Hususi hayatı hakkında pek bir bilgi maalesef bulunmamakla birlikte çalışmaları ile ilgili detayların olduğu eserler bırakmıştır. Mesleğini icra ederken yaşadığı deneyimleri, edindiği bilgi birikimini aktarmak amacıyla yazmış olduğu en bilinen eseri “Et-Taṣrîf li-men ʿaceze ʿani’t-teʾlîf” dir. Eserin kısa ismi “Tasrif” olarak bilinmektedir. Bu eserin bu kadar bilinmesinin sebebini, İbn Hazm’ın “Tıp sahasında bundan daha kapsamlı, ifade ve uygulama bakımından bundan daha güzel bir eser yazılmamıştır desek doğru söylemiş oluruz” sözleri açıklayabilir. Tasrif, İbn Hazm’ın da bahsettiği gibi tıp ansiklopedisi niteliği taşıyan çok geniş bir eserdir.

Et-Tasrif, Tıp Ansiklopedisi Niteliğindeki Eseri

Bu eserinde Zehravi, Dağlama, mesaneden taş atılması, hayvanların incelenmesi, ebelik, kan durdurucu maddeler, göz, kulak ve boğaz cerrahisi dahil gerçekleştirdiği operasyonları esas alarak cerrahi tedavilerin çeşitli yönlerini tanımladı. 30 bölümden oluşan eserin ilk bölümünde genel tıp bilgileri ve esasları, ikinci bölümünde baştan ayaklara kadar 325 hastalık, belirtileri ve tedavileri, üçüncü bölümünden yirmi beşinci bölümüne kadar basit ve mürekkep ilâçlar ve hazırlanması, yirmi altıncı bölümünde her hastalığa uygun gelen besin maddeleri, yirmi yedinci bölümünde bitkisel ve hayvansal gıdaların ve basit ilâçların özellikleri, yirmi sekizinci bölümde madensel, bitkisel ve hayvansal ilâç tabletlerinin yapımı, yirmi dokuzuncu bölümde ilâç adları, aynı özelliğe sahip muadilleri, kullanım süreleri, ağırlık ve hacim ölçüleri, otuzuncu ve son bölümünde cerrahî konusu işlenmiştir.

30. Bölümü, Cerrahi ve Zehravi

Zehravi’ nin cerrahinin babası olarak tanınmasına sebep olan, Tasrif’ in 30. Bölümüdür. Dönemin farklı yerlerinde yaşayan hekimlerin uygulamaya çekindiği veya yeterli bilgisinin bulunmadığı cerrahi alanındaki bilgilerini bu bölümde anlattı. 30. bölüm üç kısımdan oluşuyor: Birinci kısım elli altı fasıldan oluşmakta ve yaklaşık olarak elli hastalığın dağlama tekniğiyle tedavi yöntemleri anlatılmaktadır. İkinci kısım doksan yedi fasıldır ve ayrıntılı bir biçimde, çeşitli araç-gereçler yardımıyla gerçekleştirilen cerrahî ameliyatlar anlatılmaktadır. Üçüncü kısım ise otuz beş fasıldan oluşmakta; burada kırık-çıkık, kemiklerin yerinden oynaması ve bunların tedavileri ele alınmaktadır.

Bu bağlamda Mark Borisoviç Mirskiy, “Zehravi’ nin bu eseri erken orta çağ döneminde cerrahlar tarafından bir masa kitabı -temel başvuru kaynağı olarak kullanılmıştır.” Diyerek Tasrif’ in cerrahi için taşıdığı önemi anlatmıştır.

Cerrahi tarihinde ilk defa bu eserde ptozis (gözlerde kapak düşüklüğü), anal ve perianal fistüller, kalça kemiği çıkıkları, siyatik sinirinin ağrılı hastalığı ve bunlardan bazılarının dağlama tekniğiyle tedavi edilebileceği ayrıntılı bir biçimde ortaya konmuş, kan damarlarında ortaya çıkan anevrizmalar, oral mukoza hastalıkları, baş ve beyinde sıvı birikmesi, sülük tedavisi, ağızda oluşan kistler ve bunlara ilişkin ameliyatlar ve tromboflebit tasvir edilmiş ve tedavi yöntemleri açıklanmıştır. Ayrıca, yaraları dikmede kullanılan cerrahî ameliyat ipliği (katgüt), kangren tedavisinde ampütasyon, çene eklemi rahatsızlıkları, çene deformasyonu ve bunların nasıl tedavi edileceğine ilişkin geniş bilgiler sunulmuştur.

200’den Fazla Cerrahi Alet

Evet, Zehravi sadece cerrahi yöntemleri ile değil aynı zamanda cerrahların işini kolaylaştırması için tasarladığı 200’den fazla malzeme ile de tanınıyor. Tasrif’ in 30. Bölümünde bu malzemeleri, çizdiği resimleriyle birlikte tanıtmış kullanım şekillerini açıklamıştır. Cerrah bıçağı (neşter, bisturi), rektal şırınga, lithotrit, vajinal spekulum, diş tedavisinde kullanılan çeşitli aletler bunlara sadece birkaç örnektir. Zehravi’ nin icat edip kullandığı neredeyse tüm aletler İstanbul’da İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ nde sergilenmektedir. (İlgililer Gülhane Parkı içerisinde bulunan müzeyi ziyaret ederek tüm araç gereçleri görmekle birlikte diğer İslam bilginlerinin eserlerini de inceleyebilirler.)

Tercümesi ve Tanınması

Tasrif’in 30. Bölümü Toledolu Gerard tarafından ilk kez Latinceye tercüme edilir ve Tasrif, Avrupa’da tanınmaya başlanır. Çok geçmeden cerrahların herhangi bir konuda ilk danıştıkları eser haline geldi. Zaman içerisinde nüshaları İstanbul, Kahire, Şam, Bağdat, Rabat, Londra, Oxford, Paris, Vatikan, Venedik ve Bolonya kütüphanelerinde yer aldı. 1973 yılında ise Martin S. Spink ve Geoffrey L. Lewis, Tasrîf’in otuzuncu bölümünün ilk İngilizce tercümesini “Albucasis on Surgery and Instruments” adıyla Arapça metinle birlikte yayımladılar.

Tasrif İbranice, Almanca, Rusça birçok dile çevrilerek okutulmaya devam edildi.

İbn Sina ile aynı çağda yaşayan Zehravi 1013 yılında vefat etti. Zehravi’nin düşünce ve cerrahi uygulama tarzı sonraları birçok büyük cerraha ilham verdi. Bazı makalelerde söylendiği gibi karanlık çağlarda bir ışık sağladı. Öğrencilerine ve sonraki nesillere bilgi ve becerilerini en güzel şekilde aktarmayı başarmış ve böylece antik çağ tıbbıyla orta çağ tıbbı arasında güçlü bir köprü olma görevini de üstlenmiş oldu.

Kaynakça

Bilim insanları hakkındaki diğer yazılarımız

5 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir