Beyin Yiyen Amip: Naegleria Fowleri

Beyin Yiyen Amip: Naegleria Fowleri

Beyin Yiyen Amip: Naegleria Fowleri

Temmuz ayının sıcak günlerinden biri, evinizde sıcakla boğuşmaktasınız. Kendinizi iyi hissetmiyorsunuz. Baş ağrınız sizi öldürüyor. Ağrı kesicinin iyi geleceğini düşünüyorsunuz fakat pek bir yararı olmuyor. İlerleyen saatlerde ateşiniz çıkıyor ve kusma nöbetleri geçirmeye başlıyorsunuz. Evdeki tedavi yöntemleri sizin iyi hissetmenize yardımcı olmuyor. Bu yüzden en yakındaki hastaneye doğru yol alıyorsunuz. Doktor sizi muayene ediyor. Bir takım ilaçlar için reçete yazıp sizi eve yolluyor. Ama iyi hissetmiyorsunuz. Evinize döndüğünüzde, başınızı yastığa koyduğunuzda halüsinasyonlar görmeye başlıyorsunuz. Çıldırdığınız düşünüyorsunuz. Olabilir mi ? Aileniz durumunuzdan endişelenerek ambulans çağırıyor. Hastaneye ne zaman geldiğinizi bilmiyorsunuz. Boyun ağrıları ile uyandığınızda doktor ve aileniz etrafınızda üzgün bakışlarla size bakılıyor… Ve doktor yanınıza size durumu en az sarsıcı şekilde sözcükler seçerek şu kelimeleri kullanıyor ” 7 gün ömrünüz kaldı ”diyor. Peki ama nasıl ? Buna sebep olan neydi ?

Öldürücü bir korsan hala can almaya devam etmektedir. Dünya çapında 175 kurban almıştır. Bu öldürücü canlı Naegleria Fowleri’den başkası değildir. Gelin hep birlikte bu öldürücü canlıyı yakından inceleyelim.

Hızlı Bir Katil !

Naegleria fowleri serbest yaşayan, sıcağa dayanıklı, patojenik flagellaya sahip bir amip türüdür. 45 santigrad derecede ve ılık sularda yaşamaktadır. Beslenme şekli genellikle gram negatif ve pozitif bakterilerdir. Başka bir besin kaynağı olan algler de bulunmaktadır. N.fowleri sebep olduğu hastalık Primer amipli meningoensefalit (PAM)’dir. Bu nadir görülen bir ölümcül bir hastalıktır. Öldürücü düzeyi %95 – %97 arasındadır. Ölüm yaklaşık 7 gün içeresinde gerçekleşmektedir.

Naegleria Fowleri

Peki Nasıl Bulaşmaktadır?

PAM, eğlence amaçlı tatlı suya maruz kalmış sağlıklı çocuklar ve genç yetişkinlerin yanı sıra immünolojik olarak güçlü bireylerde de önemli ölçüde ortaya çıkar. PAM sudan bulaşan bir hastalıktır. Bu vakalar çoğunlukla suya dalmak veya yüzme gibi aktivitelerde görülmektedir. Az klorlanmış havuzlar, kirli kanallar ve spalarda, su kayakları sporunu yapanlarda, kontaminitesi düşük sularda görülmektedir. Naegleria fowleri, içeren su vücuda burun yoluyla girdiğinde insanları enfekte eder. Çok nadiren, insanlar başlarını suya soktuklarında, dini uygulamalar sırasında burunlarını temizlediklerinde veya kirli musluk veya musluk suyu kullanarak sinüslerini (burunlarını) suladıklarında enfeksiyonlar bildirilmiştir. Naegleria ile kirlenmiş içme suyundan enfekte olamazsınız. Sadece kontamine su burnunuza kaçtığında enfekte olabilirsiniz. İnsandan insana geçişi söz konusu değildir.

Naegleria Fowleri

Kritik nokta şudur: Su sıcaklığının 28ºC’nin üzerinde olduğu yerlerde N. fowleri sayısı daha fazladır.

Neden Beyin Yiyen Peki ?

Bu parazit ilk olarak insanın solunum yollarının mukozasına tutunarak oradan koku alma sinirlerine oradan koku soğancığa ve son olarak beyine ulaşmaktadır. N. fowleri sinir sistemindeki nöronları yok eder bunun neden beyin yiyen amip olduğunu açıklamış oluyor bir nevi.

Naegleria Fowleri
Giemsa boyasıyla gözlemlenmiş N. fowleri

Bu ufak gezgin nasıl oluyor da beyinin yolunu biliyor ?

Cevabımız Asetilkolindir. Düz kaslar, nötrofiller ve nöronlar gibi ökaryotik hücreler için bir nörotransmitter olarak hareket etmekten başka kemo-çekici olarak hareket eder. Frontal lob ve koku alma bölgesi gibi beynin nörolojik dokusu, asetilkolin salgılanmasında özellikle rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, koku alma mukozasının, sırasıyla nöroadrenalin ve asetilkolin gibi koku almaya yardımcı olan kimyasalların salgılanmasında rol oynayan sinirler içerdiğini bildirmiştir. Parazitimiz asetilkolini takip ederek beyine ulaşır. Kurbanların çoğunda genellikle koku almada değişiklik veya solunum yollarında bozukluk bir başka değişle koku alamama durumları gözlemlenir.

Naegleria Fowleri

N. fowleri‘nin patojenitesinin iki temel özelliği vardır. Birincisi, N. fowleri, bu amibin beyin dokusunu sindirmesini sağlayan “yemek kabı” adı verilen emici benzeri bir yüzey yapısı içerir. Bu yiyecek kaplarının oluşumu, N. fowleri’nin fagosittik aktivitesine aracılık eden belirli moleküller ( Nf-a1 ve Nf-aktin ) tarafından gerçekleştirilir.

İkincisi, N. fowlerinöraminidazlar, asit hidrolazlar, fosfolipazlar ve fosfolipolitik enzimler dahil olmak üzere, MSS’de (Merkezi Sinir Sistemi) sinirlerin daha fazla tahrip olmasına neden olan farklı sitolitik molekülleri serbest bırakır.

Vücudun Bir tepkisi yok mu ?

Ne yazık ki N. fowleri‘nin konakçı bağışıklık sisteminden kaçmaya neden olacak mekanizmalar geliştirdiği ve bu nedenle başarılı bir patojen olarak kabul edilebileceği düşünülmektedir. Bu amip kendini korumak için bir kabuk oluşturur ve buna kist denir. Bu kabuk amibi çevreler ve vücudun bağışıklık sistemine karşı kendini korur. Akyuvarlar amibin kist formuna saldırır fakat kabuğu geçemezler. Sonra amip kabuktan kurtularak akyuvarları geride bırakarak zarar göremeden kaçar Ayrıca, N. fowleri ile enfeksiyon yoğun bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkararak, MSS’nin tahrip olmasına neden olur ve enfeksiyon aracılı tahrip ile sonuçlanır. Bu parazitle ne kadar uğraşırsanız geriye sadece daha çok tahribat bırakırsınız.

Günümüz Tedavileri Nelerdir ?

İnsanlarda N. fowleri enfeksiyonlarının nadir görülmesi nedeniyle, bugüne kadar bir tedavi için hiçbir klinik çalışma yoktur. N. fowleri enfeksiyonunun tedavisi için belki de en çok üzerinde anlaşmaya varılan ilaç, amfoterisin B’dir. Bu ilacı kullan yalnızca 36 hastadan sadece üçü hayatta kalmıştır. Fakat bu ilacı kullananlarda pek çok sayıda yan etkiler bulunmaktadır. Kesin bir tedavi olmaması parazitin hala kurbanını ya da kurbanlarının canını almaya devam edeceğidir.

Bir Vaka Raporunu sizlere sunmak isterim..

Takvim yaprakları 27 Temmuz 2013’ü gösteriyordu. 4 yaşında bir oğlan çocuğu akrabalarını ziyarette bulunduğu zamandan 1 gün sonra ishal belirtileri başlıyor. Sonraki gün birden fazla kusma nöbeti ve şiddetli baş ağrısı yaşadı. Ateşi 40 dereceye varmıştı. Çocuğun annesi belirli ilaçları vererek rahatlamasını sağladı. Ertesi gün annesinin dediğine göre her biri bir kaç saniye süren dik dik bakma büyülenmesi olduğunu fark etti. Büyülenme sırasında, gözleri sabit ve açıkken tepkisiz görünüyordu. Gözlerinde ağzında veya vücudunda anormal hareketler olamadığını belirtti. Çocuğun annesi üçüncü kez yaşayan büyülenme sonrası oğlunu en yakın hastaneye götürerek doktorlara durumu anlattı. Annesinin dediğine göre çocuğunun gün boyu yorgun olduğunu ve hareketli, enerji dolu olmadığını belirtti.

28 Temmuz günü sabahı çocuk erken saatlerde pediatrik yoğun bakımına alınıyor. Aralıklı baş ağrıları, ani gelişen ve azalan zihinsel durum ve pozitif Kernig ve Brudzinski belirtileri şikayeti ile yoğun bakıma başvuruldu. Bellirli testler ve numuneler alındı.

29 Temmuz sabahı, hasta azalan zihinsel durum aktivitesi zayıf ve sinirli tavırlar sergilemekteydi. Bakma nöbetleri yani büyülenme bakışları tekrar etmeye başladı. Hastanın başı şişmeye başlıyordu. Şişliği engellemek için bir takım ilaçlar verilmeye başlandı.

30 Temmuz sabahı hastanın genişlemiş bir göz bebeği olduğu gözlendi. Beyindeki şişmeye neden olan ödem ve hipertansiyon yüzünden acilen ameliyata alındı. Kafa içindeki basıncı kontrol edilmesi için belirli tedaviler uygulandı. Ertesi sabah hastanın kötüleşen hipertansiyonu ödemi daha da geliştirdi. Beyin için yapılan değerlendirmelerden hastanın beyin ölümü gerçekleşti.

Hastanın ölümünden sonra beyin dokusundan örnekler alınarak incelemeler yapıldı. PCR testleri, immuno-histokimysal ve Giemsa boyaması ile hastanın beyin dokusunda N.fowleri için pozitif sonuçlar alınmış ve tanımlanmış oldu.

15 Ağustos’ta çevresel bir araştırma başlatıldı. Soruşturma, çocuğun hastalanmadan önceki 2 hafta boyunca su temasına odaklandı. Annesine göre, çocuğunun tüm dönem boyunca yüzey sularıyla ( Göl, gölet, nehir, su birikintisi ) hiçbir teması olmamıştı. Ek olarak 18 Temmuz 2013 tarihinde evin bahçesine bağlı bahçe hortumundan su sağlanarak çim kaydırağında bütün gün oynadı. Çocuk kaydırakta oynarken başı ve vücudunun büyük bir bölümü su ve çamur havuzuna girdi. Daha önce de o bölgede sinüzit sorunu olanların kullandığı neti potuya ( Burun çaydanlığı ) ilişkin PAM vakalarının tespiti yapılmıştı.

Yapılan çalışmalar sonucu belediyenin dağıtım yaptığı sularda bulanıklık tespit edildi. Belediyenin kayıtlarına bakıldığında şehre vuran bir kasırga sonucu belediyenin beslendiği nehir bulanıklaştığından ve belediye gerekli önemleri aksattığından ötürü dağıtılan sularda N.fowleri ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

1 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir