Düşünüyorum O Halde Yokum !

Düşünüyorum O Halde Yokum !

Düşünüyorum O Halde Yokum !

Günlük hayatımızda her zaman bir düşünceyi veya aynı düşüncenin bir iz düşümünü beynimizde kurgulayıp, yaşamaya çalışıyoruz. Bazılarımız bu düşüncenin kendisini sorgularken, bazılarımız tamamen yüzeysel bakabiliyor. Bazılarımızda bu düşünce mekanizmasının büyük resmini görmeye çalışıyor. Bu yazıda da sizlere bu biyolojik yolun nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışacağım.

Düşünüyorum, O Hâlde Varım

René Descartes.

Evinize dönerken, yolda gördüğünüz bir insanın Mavi giymesi, sizi denizi düşünmeye iterken nasıl bir sinaptik yoldan geçiyorsunuz ? Peki o an “Bu düşünceye nerden geldim ?” diye soruyor musunuz? Yoksa yorgunluğunuzdan “Amaaan ! ” diyerek düşüncenizi boşluğa bırakıyor musunuz ?

Değerli okurlarım… Yazıya karmaşık cümlelerle ve sorularla başladığımın farkındayım. Biyolojik bir yazı beklerken psikolojinin sıkıcılığına itildiniz. Üzgünüm ama bu gerekli. Çünkü gerçekten düşüncenin biyolojik mekanizmasını arayabilmemiz için, önce onu merak etmemiz lazım. Buraya kadar dayanabildiyseniz “May the force be with you” -Yoda 😀

descartes - düşünce

Örneğini verdiğimiz Descartes, düşüncenin kendisini sorgularken, Tüm dışsal faktörleri bir kenara ayırarak, şüpheci analizlerle, mutlak , kesin ve doğru bilgilerin varlığını savunmuştur; ki ona göre, bu özelliği taşıyan tek şeyin düşünce olduğunu söyler.  Descartes, varlığı kesin olan tek şey düşünmek ise, düşünebilen bir yaratık olarak şüphe götürmez tek gerçeğin “varlığımız” olduğunu belirtmiştir.

Peki beynimizdeki düşünce mekanizmaları bizim varlığımızı veya yokluğumuzu kanıtlayabilecek nitelikte mi ? Bu uzun başlangıcın ardından gelin beraber inceleyelim…

Nasıl Düşünüyoruz ?

Aslında bu soruya bilimsel olarak hala net bir cevap bulunmuş değil. Soru kendi başına çok büyük bir önem ve gizem taşıyor. Bu yüzden yazımda sizlere bilim insanlarının düşündüğü , olası mekanizmadan bahsedeceğim. Bunun öncesinde sizlere bu tahmini mekanizmanın temelini, prensiplerini özet geçerek başlamak istiyorum.

Öncelikle beyin hücrelerimiz sinaps yaparak iletişim sağlıyorlar. Nöronlarımız bu iletişimleri nörotransmitter maddelerle yapıyor. Sıralarsak şu şekilde işlev görürler:

1.Adrenalin : Stresli veya heyecanlı olma durumunda, kalp atışını ve kan akışını yükseltir. Eylem olarak savaş veya kaç mesajı verir.

2.Nöroadrenalin : Dikkati etkiler. Beyindeki aksiyonlara cevap verir. Adrenalin ile birlikte çalışır. Eylem olarak konsantrasyonu sağlar.

3.Dopamin : Tatmin olma duygusudur. Hareketli olmayı tetikler. Eylem olarak haz almayı sağlar.

4.Serotonin : Uyku düzeninde , sindirim sisteminde ve ışık duyarlılığını ayarlamada görev alır. Mutlu olmayı hissettirir. Eylem olarak dengeli bir ruh hali oluşturur.

5.GABA (Gamma-aminobütirik asit) : Nöronların dengeleyici olarak görev alır. Odaklanmayı arttırır. Bu yüzden ona  “doğanın sakinleştirici maddesi” denir. Eylem olarak sakinliği sağlar.

6.Asetilkolin : Hafızada, düşünmede ve öğrenmede yer alır. Kas hareketlerini aktive eder. Aynı zamanda dikkatte ve uyanma esnasına etki eder. Eylem olarak öğrenmeyi sağlar.

7.Glutamat : Omurgalılarda en fazla bulunan nörotransmitterdir. Öğrenmede, hafızayı düzenlemede ve geliştirmede rol oynar.Eylem olarak hafızayı oluştururlar.

8.Endorfin : Hareket halinde, heyecanlı olmada veya seks sırasında salgılanır. Acı algısını azaltır. Eylem olarak aşırı sevinç oluşturur.

düşünce için gereken hormonlar

Tanımını yapmış olduğumuz bu nörotransmitterler nöronlar arasındaki iletişimi sağlar. Bunların çevrenizdeki uyarılara göre aynı anda ve farklı miktarlarda salgılanması mümkündür. Bunların kendi aralarında, hayatımız boyunca yaptıkları kombinasyonlar olduğumuz kişiyi, düşünme tarzımızı ve seçimlerimizi belirler.

Şimdide sizlere bilim insanlarının bu düşünce mekanizmasını referans aldıkları konuyu anlatalım.

Mekansal Farkındalığımız, Hafızamız Ve Karar Mekanizmamız

1880 yıllarında Herman Ebbinghaus’a kadar dayanan süreçte hafızanın ne olduğuna dair bir çok çalışma yapılmıştır. Bilim insanları hafızanın nasıl çalıştığını veya beyinde direkt olarak nereye bağlantılı olduğunu araştırmışlardır. Bu araştırmalar sonucunda yeni keşifler, hücreler ve mekanizmalar ortaya çıkmıştır.

1970’li yıllarda hafıza üzerine deney yapan John O’Keefe, John Dostrovsky ve Jim Ranck beraber uyanık ve serbestçe hareket eden farelerin hipokampal nöronlardan aktivite kaydetmeye çalışmışlardır. Bu sayede hücre dışı tek hücreli kayıt için minyaturize edilmiş elektrotlar kullanarak, nöral aktivite ve davranış arasında güvenilir bağlantılar gösterebilmişler.

En çarpıcı ilişki, hipokampal hücrelerin hayvanın mevcut konumuna spesifik olarak yanıt verdiğini tespit eden O’Keefe ve Dostrovsky tarafından kaydedildi. Bu hücrelere “place cell” (yer hücresi) adını verdiler. Farklı yer hücrelerinin farklı ateşleme yerlerine veya yer alanlarına sahip oldukları bulunmuştur.

düşünce

Anlayacağınız “yer hücresi” olarak adlandırdığımız hücreler bulunduğumuz mekanlara özel olarak ayrı ayrı tepki veriyorlar. Bu da demek oluyor ki mekansal olarak bulunduğumuz yerin hücresel bazda da farkındayız. Yani farelerden ziyade bizde çok daha gelişmiş bir mental haritalama sistemi var !!!

Bu sonuç önemli bir noktayı işaret ediyor. Descartes uzaklardan bize göz kırpıyor. Devam edelim… 😉

May-Britt Moser ve Edvard Moser 2005 yılında hipokampüsün hemen yanında bulunan ve enthornial korteks’te yer alan “grid cell” (Izgara hücresi) adında yeni bir hücre keşfettiler. Izgara denmesinin sebebi bir hayvan, daha önceden bulunduğu, benzer bir lokasyona atladığında ızgara hücreleri düzenli ve üçgen şeklinde yanarak ızgara oluşturduğunu belirtmektedir.

Daha teknik bir açıklama yapmamız gerekirse; Izgara hücresi, çoklu ateşleme yerleri, açık iki boyutlu bir ortamın tüm mevcut yüzeyini kapsayan periyodik bir üçgen dizi tanımlayan, yer modülasyonlu bir nörondur. Izgara hücrelerinin, metrik navigasyon için beynin koordinat sisteminin önemli bir bölümünü oluşturduğu düşünülmektedir.

düşünce

Kısacası Yer hücreleri ve Izgara hücreleri bahsettiğimiz nörotransmitterler aracılığıyla hafızamızda mekansal bir navigasyon sistemi oluşturduğu açıklanmıştır.

düşünce deney

Gel gelelim bu kadar bilginin üzerine nasıl düşünebildiğimizi anlamaya çalışmaya…

Düşünce Teorisi

Günümüzde Max Planck Institute for Human Cognitive and Brain Sciences’ta görev alan Prof. Dr. Christian Doeller düşüncesini şu şekilde açıklıyor: Çevremize gittiğimizde beynimizde iki önemli hücre tipi aktiftir. Komşu entorhinal korteks hipokampus ve ızgara (grid cell) hücreleri ile yer (place cell) hücreleri oryantasyon ve navigasyon sağlayan bir devre oluşturur.

Bilim adamları ekibi, iç navigasyon sistemimizin çok daha fazlasını yaptığını öne sürüyor. Bu sistemin aynı zamanda ‘düşüncemizin’ anahtarı olduğunu ve bilgimizin neden mekansal bir şekilde örgütlenmiş göründüğünü açıkladığını öne sürüyorlar.

“Beynin çevremizle ilgili bilgileri bilişsel alanlarda depoladığına inanıyoruz. Bu sadece coğrafi verilerle değil, nesneler ve deneyim arasındaki ilişkilerle de ilgilidir.

Bilişsel uzaylar

Bilişsel uzaylar terimi, deneyimimizi ayarladığımız zihinsel haritaları ifade eder. Karşılaştığımız her şey, ister kişi ister nesne olsun, fiziksel özelliklere sahiptir ve bu nedenle farklı boyutlar boyunca düzenlenebilir. “Arabalar hakkında düşünürsem, onları motor güçlerine ve ağırlıklarına göre sipariş edebilirim. Güçlü motorlu ve düşük ağırlığa sahip yarış arabaları, zayıf motorlu ve yüksek ağırlığa sahip karavanlar ve aradaki tüm kombinasyonlar olurdu. ” diyor Doeller.

“Ailemizi ve dostlarımızı benzer şekilde düşünebiliriz; örneğin, boyları, mizahları veya gelirleri temelinde, onları uzun veya kısa, mizahi veya mizahsız veya az ya da çok zengin olarak kodlayabiliriz.” İlginin boyutlarına bağlı olarak, bireyler zihinsel olarak birbirine daha yakın veya daha uzakta depolanabilir.

Yani evinize dönerken Descartes’in Mavi bir kıyafet giydiğini görürseniz , size denizi düşündürten şeyin Mavi rengin, Izgara ve Yer hücrelerinizdeki mekansal haritanızda, sizi Deniz ile eşleştirdiği içindir. O halde Descartes’e cidden “Varız” diyebilirsiniz. 🙂

Teoriyi detaylandırırsak; Doeller ve ekibi, insan düşüncesi teorisi oluşturmak için bireysel kanıt dizilerini birleştiriyor. Teori, kemirgenlerin beynindeki Nobel Ödüllü yer ve ızgara hücrelerinin keşifleriyle başlar ve daha sonra insanlarda bu hücrelerin var olduğunu işaret eder. Her iki hücre tipi de, örneğin yiyecek için yem yaparken, hayvanın uzaydaki konumunu temsil eden aktivite kalıpları gösterir.

Uzaydaki her pozisyon benzersiz bir aktivite modeli ile temsil edilir.

Birlikte, yer ve ızgara hücrelerinin aktivitesi, daha sonraki ziyaretler sırasında depolanan ve yeniden etkinleştirilen çevrenin zihinsel bir haritasının oluşturulmasına izin verir.

Izgara hücrelerinin düzenli aktivasyon paterni insanlarda da görülebilir. Ama daha da önemlisi, sadece coğrafi alanlarda gezinme sırasında değil. Izgara hücreleri de 2016’dan bir çalışma ile gösterildiği gibi yeni kavramlar öğrenirken aktiftir. Bu çalışmada gönüllüler, sadece boyunları ve bacaklarının uzunluğu değişen kuşların resimlerini bir ağaç gibi farklı sembollerle ilişkilendirmeyi öğrendiler.

Uzun boyunlu ve kısa bacaklı bir kuş ağaçla ilişkilendirilirken, kısa boyunlu ve uzun bacaklı bir kuş zile aitti. Böylece, bedensel özelliklerin spesifik bir kombinasyonu bir sembolle temsil edildi.

Beyin tarayıcısında yapılan müteakip bir hafıza testinde gönüllüler, çeşitli kuşların sembollerden biriyle ilişkili olup olmadığını belirttiler.

İlginç bir şekilde, entorhinal korteks, navigasyon sırasında olduğu gibi aktive edildi ve düşüncelerimiz için bir koordinat sistemi sağladı. “Önceki tüm keşifleri birbirine bağlayarak, gerçek bir alanı mı yoksa düşüncelerimizin boyutları arasındaki boşluğu düşünüp düşünmediğimize bakılmaksızın beynin zihinsel bir haritayı sakladığı varsayımına vardık. ” diye açıklar.

Değerli okurlarım… Sizlere düşüncenin ne olduğunu bana bildirilen kadar açıklamaya çalıştım. Umarım hayatınıza küçükte olsa etki etmiştir. Editörlükte yardım eden Yaren arkadaşıma teşekkür ederim. Takipte kalın…

Sonsuzluk ve Ötesine…

Görüş ve önerileriniz için..

Sinirbilim alanındaki diğer yazılarımız için..


Kaynakça

O’Keefe J, Dostrovsky J., The hippocampus as a spatial map. Preliminary evidence from unit activity in the freely-moving rat, Brain Res., 1971 Nov; 34(1):171-5. düşünce – düşünce

Ranck JB Jr., Studies on single neurons in dorsal hippocampal formation and septum in unrestrained rats, I. Behavioral correlates and firing repertoires, Exp Neurol, 1973 Nov; 41(2):461-531.

Hafting T, Fyhn M, Molden S, Moser MB, Moser EI, Microstructure of a spatial map in the entorhinal cortex, Nature, 2005 Aug 11; 436(7052):801-6.

Hafting T, Fyhn M, Molden S, Moser MB, Moser EI, Microstructure of a spatial map in the entorhinal cortex, Nature, 2005 Aug 11; 436(7052):801-6.

Yararlanılan Kaynaklar

http://lebrizcanpoyraz.com/mutluluk-hormonlarimiz-serotonin-dopamin-oksitosin-ve-endorfin/

https://www.gelgez.net/norotransmitternedir/

https://dergipark.org.tr/en/download/articlefile/14516

https://www.sciencefocus.com/the-human-body/how-do-wethink/

https://evrimagaci.org/nobel-odullu-izgara-hucreleri-nedir-beynimizde-konum-hafizasi-nasil-calisiyor2852

http://www.scholarpedia.org/article/Grid_cells#:~:text=A%20grid%20cell%20is%20a,coordinate%20system%20for%20metric%20navigation

https://www.dana.org/article/qa-neurotransmission-the-synapse/

https://www.researchgate.net/figure/Grid-cells-and-place-cells-Left-A-grid-cell-from-the-entorhinal-cortex-of-the-rat_fig1_272839931

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4315928/https://www.sciencedaily.com/releases/2018/11/181108142443.htm

2 Beğen

Yapılan Yorumlar

  1. Düşünceyi felsefik ve biyoloji açıdan ele almanız çok yararlı olmuş devam yazılarını merakla bekliyorum 🙂

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir