Glutensiz Yaşam: Çölyak

Glutensiz Yaşam: Çölyak

Glutensiz Yaşam: Çölyak

Son zamanlarda market raflarında, sofralarda veya sosyal medyada gördüğümüz glutensiz ürünlerin sayısı gitgide artmaya başladı. Glutensiz yaşam belki “çölyak” hastaları için farkındalık, belki de trend bir beslenme biçimi. Hastalığım nedeniyle benim oldukça haşir neşir olduğum bu durumu sizlere de anlatmak istiyorum. Ülkemizde azımsanmayacak kadar çölyak hastası ya da gluten intoleransı olan insan bulunmakta. Bu yazının gluten hassasiyeti olan insanların yaşamını biraz da olsa anlamak ve onların toplum içinde kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlamak konusunda faydalı olabileceğini düşünüyorum. Gelin ilk önce gluten nedir sorusu ile başlayalım.

Gluten nedir?

Gluten çoğu insanın beslenmesinde ana madde olan buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubudur. Gluten glutenin ve gliadin denilen iki ana grup molekülden oluşmaktadır. Gluten hassasiyeti olan bir kişi, bu proteinlerden birine veya gliadinin 12 alt grubundan birisine hassasiyet gösterebilmektedir. Gluten latince “tutkal” anlamına gelmektedir. Bu konuyu sizlere şu şekilde anlatabilirim. Yemek yapmada iyiyseniz biliyorsunuzdur ki buğday ununu su ile karıştırınca oldukça esnek ve yumuşak bir hamur elde edersiniz. Glutenin ve gliadin suyun tutulmasını sağlar ve ağımsı bir yapıya gelirler. Bu hamur, içine koyduğunuz maya ve diğer malzemeler ile esner, kabarır ve şişer. Tutkal gibi yapışkan ve bir arada durur. Glutensiz unlarda bu tutkalımsı esneklik bulunmaz. Öyle yapışkandır ki gluten, bazen bazı kişisel bakım ürünlerinde bile bulunur. Hatta elde etmesi ucuz ve kolay olduğu için büyük şirketlerce peynirlerin pürüzsüz olması için bile kullanılır.

Çölyak Hastalığı

Çölyak hastalığını Kapadokya’lı Aretaeus MS. 1. yüzyılda “koiliakos” olarak tanımlamış, daha sonra yıl 1888’de Samuel Gee bu hastalığın yapılan diyetler ile tedavi edilebileceğini öne sürmüştür. Yıl 1947’de çölyak hastalığı ile ilişkili tahıllar tespit edilmiş ve bağırsakta oluşturduğu hasar araştırılmıştır. 1986 yılında ise bu hastalığın İnsan Lökosit Antijeni dediğimiz HLA (Human Leukocyte Antigen, HLA) DQ2 haplotipleri ile ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Tarihi çok öncelere dayansa da hala tanı ve tedavide soru işaretleri bulunduran çölyak hastalığı ülkemizde 2-18 yaş grubu çocuklarda %0.9 oranındadır. Bir diğer deyişle, her 111 çocuktan 1’ine çölyak tanısı koyulmaktadır. Kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanılmaktadır. Genetik yatkınlık ve glutenli beslenmenin yanında çölyak hastalığının diğer bileşenleri bağırsak bariyeri fonksiyonunun kaybı, tetiklenen pro-enflamatuar doğuştan gelen uygun olmayan bir bağışıklık yanıtı, bağırsak mikrobiyomunun dengesizliği olarak tespit edilmiştir.

Hastalık için sadece HA-DQ2 veya DQ8 taşıyıcısı olmak yeterli değildir. Diğer genetik ve çevresel faktörlerin kombinasyonu hastalık gelişiminde etkilidir. HLA’dan başka genler de tespit edilmiştir. Bu nedenle gen-mikrop etkileşimlerini anlamanın yanı sıra, çevrenin gen ekspresyonu ve hastalığın seyrindeki etkisini anlamak için epigenetik araştırmalar da yapılmalıdır.

 Glutenin ağ yapısı,Nathan Myhrvold/ The Cooking Lab LC

Alınan gıda bildiğimiz üzere ince bağırsakta bileşenlerine ayrılır ve bağırsak mukozası üzerinden kana karışır. İnce bağırsakta bulunan ve villus adı verilen çıkıntı şeklindeki kıvrımlar tarafından bu bileşenlerin kana emilimi gerçekleşir. Çölyak hastalarında ise alınan gıda gluten içeriyorsa bağırsak mukozasında alerji ve daha sonrasında villus çıkıntılarının tahribi gözlenmektedir. Bağırsak yüzölçümü azalır ve besin emilimi hastaya yeterli gelmez. Sonucunda beslenme yetersizliği ve birçok hastalık kendini göstermeye başlar.

Bu nedenle çölyak hastaları hayatlarından gluteni çıkarmalı ve çok dikkatli beslenmelidir. Diyetine uymayan çölyak hastalarında boy kısalığı, depresyon, çeşitli vitamin eksiklikleri, osteomalazi, otoimmün hastalıkları ve daha niceleri rastlanır.

Çölyak hastaları kadar riskli sonuçları olmasa da gluten alerjisi/intoleransı/hassasiyeti olan birçok insan diyetinden gluteni çıkarmalıdır. Hekim kontrolü ile dengeli beslenmek ve diyetinden gluteni çıkarmak bu insanların yaşam kalitesini arttırmaktadır. Olası bir glutenli gıda alımında ortaya çıkan reaksiyonlar anjioödem, şok, kusma, ishal, bronşit, astım, deri döküntüleri gibi geniş bir yelpazeye dağılır.

Gluten hassasiyeti de çölyak da herhangi bir yaştayken teşhisi konabilen durumlardır. En sık rastlanan klinik belitiler karın ağrısı, ishal, karın şişkinliğidir. Aynı zamanda baş ağrıları, depresyon, deride lezyon, yorgunluk gibi farklı bulgulara da rastlanmaktadır. Bu nedenle teşhisi çok da kolay değildir. Erken teşhis diğer hastalıklarda olduğu gibi çölyak için de hayat kurtaran rolündedir. Çölyak tanısı için serolojik testler ve ince bağırsak biyopsisi uygulanmaktadır. Serolojik test için kanda bulunan Antigliadin ve antiendomisyum antikor testleri yapılmaktadır. IgA ve IgG testleri tarama ve izleme amaçlı da kullanılmaktadır. Kesin tanı için endoskopi ile ince bağırsak izlenmesi önerilmektedir. Bağırsaktaki taraksi görünümde düzleşme ve kıvrım azalması, bir diğer deyişle villüslerin düzleşmesi çölyak hastalarında sıklıkla görülen bir durumdur.

Sessiz Çölyak

Sessiz çölyak denilen, tanısı zor olan çölyak tipleri de bulunmaktadır. Düzenli doktor kontrolünde glutensiz beslenme ile bu durum anlaşılabilir.

Yaşam boyu glutensiz beslenme ile çölyak hastalarında bağırsak yapısı bakımından kendini hızla düzeltir ve emilimini normalleştirebilir. Klinik bulguları önlemenin yanı sıra bu bireylerin hayata geri kazanılmaları oldukça önemlidir. Teşhisiniz çocukken konduysa şanslısınız. Benimkisi ben yemek yemeyi çok severken ortaya çıktı. Hayatımın yönü tamamen değişmişti. Ana besin kaynağı olarak gördüğümüz un yerini glutensiz unlara bırakmıştı ve her besinimi kendim hazırlamak durumundaydım. Glutensiz ürünlerin sayısı artsa da hala oldukça pahalılar. Bu durum ben ve diğer glutensiz beslenen insanları maddi ve manevi zorluklara itmekte. Sosyal yaşantımız kısıtlanmakta ve insanlar arasında kendimize bir yer bulma arayışına girmekteyiz. Glutenli ürün tüketirsek neler yaşayacağımızı bildiğimiz için (bende Dermatitis herpetiformis adı verilen deride lezyon, kaşıntı ve döküntüler olmuştu) içimizi korku kaplıyor. Bu yazıyı biraz da bu nedenle yazıyorum. Sizlere glutensiz beslenmenizi tavsiye edemem. Çölyak hastalarında ve hassasiyeti olan insanlarda uzun yıllar glutensiz diyet sonucunda bazı belirtiler gerilese de folat, B6, B12 vitamin eksiklikleri oldukça sık görülmektedir. Bu nedenle belirtilerinizi doktorunuza danışmalı ve onunla harekete geçmelisiniz. Glutensiz beslenmek durumunda kaldıysanız ya da çevrenizde böyle biri ile karşılaşırsanız farkında olun isterim.

Çölyak hastalarının velileri ve öğretmenleri ile yapılan bir çalışmadan birkaç parça ekliyorum şimdi.

“Öğrenci çölyaklı olduğunu genellikle söylemiyor. Sınıfta zaman zaman yiyecek, şekerleme dağıtılıyor, bunları yemede temkinli davranıyor, bilmediği yiyecekleri çantasına atıyor. Ancak çölyaklı olmasından dolayı yemediğini kesinlikle ifade etmiyor” (Öğretmen).

“Çocuk okul kantininde glutensiz diyete uygun hiçbir yiyecek bulamamakta. Tüm beslenme ihtiyaçlarını evden biz tedarik ediyoruz Ama bu daha çocuk ve arkadaşları ile birlikte kantine gidip teneffüste bir şeyler almak isteyebilir. Biz bunu düşünerek kantin görevlisi ile görüşüp, kızımızın tüketebildiği glütensiz, çikolata, kraker gibi yiyeceklerden oluşan bir raf hazırladık üzerine de glütensiz ürünler yazısını astık. Kızımın, kantinden bir şeyler almak istediğinde o raftan alabilmesini sağladık. Ancak her çocuk aynı şartlara sahip değil. Bu konuda idarecilerin çözüm üretmesi gerekir” (Veli).

“Ben kantinden şeker, çikolata almıyorum hem sağlıksız hem de glutenli diye. Arkadaşlarımdan biri hiç şeker almıyorsun kantinden, sen şeker hastasısın diye dalga geçti. Çölyak hastası olmamdan dolayı daha çok dalga geçerler diye söylemek istemiyorum.” (Öğrenci).

Kaynakça kısmına bu yazıyı yazarken faydalandığım makaleleri ve lezzetli mi lezzetli glutensiz ürünlerin isimlerinin olduğu birkaç site bırakacağım. Size yardımcı olacağını düşündüğüm glutensiz yaşam yaşayanların deneyimlerini anlattığı birkaç siteye daha göz atmak isterseniz kaynakçaya bakabilirsiniz. Sorularınız ve görüşleriniz için bizimle iletişime geçmeyi unutmayın. Sağlıkla kalın.

2 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir