Okyanusların Bilgesi : Ahtapotlar

Okyanusların Bilgesi : Ahtapotlar

Okyanusların Bilgesi : Ahtapotlar

Ahtapotlar Latince’ de “okto” 8 kelimesinin kökeninden gelir. İngilizcede “octopus” denilen ahtapot kelimesi 8 ayaklı anlamındadır. Fakat bilim insanları onlara “alien”da diyorlar. Herkes bu kelimeyi uzaylı olarak anlasa da “farklı” anlamını taşımaktadır. Şimdi bilim insanlarının her geçen gün şaşırtan bu farklı canlının biyolojik özelliklerini bir göz atalım. Kafadanbacaklılar ( cephalopoda) ailesinden gelen ahtapotlar, çok hücreli canlıların omurgasız sınıfının en gelişmiş hayvanlarındandır. Büyük bir kafanın ön kısmında vantuzlu (çekmenli) kollar uzanır. Bu kollarla avlarını yakalıyor, yırtıcılardan kaçıyor ve yuvalarını koruyorlar. Ayrıca ahtapotların 3 kalbi 8 adet kolu vardır sanki bizdeki gibi her iki kola 1 kalp verilmiş:)eğer kolları koparsa kendini yenileyebiliyordur.

Genellikle suyun derinliklerinde yaşarlar. Bukalemunlardan bile daha iyi kamuflaj ve saklanma yöntemleri vardır. Bu yüzden onları avlamak çok da kolay değildir. İki gözde sahiptirler. Gözleri tıpkı kamera gibi ön tarafa bakan stereoskopik görme yetisine sahiptir. Ağızları ise kollarının ortasında yer alır ve yapısındaki manto da iç organlarını koruyan bir yapıdır. Mantonun içinde solungaç, 3’er parça kalp ve 2 adet böbrek bulunur. Bu bölümde ahtapotların en iyi savunma sistemi olan mürekkep kesesi de vardır. Ayrıca avlarını öldürmek ve felç etmek için nörotoksin taşırlar. Kabuklu deniz canlılarının kabuklarını toplayıp evlerinde biriktirirler, parlak objeleri çok severler. etoburlardır. Ahtapotlar su ürünlerinde yüksek besin değerine sahip canlılardır. Kore’de çokça tüketilen bir besindir. Ayrıca çoğu ahtapot zehirlidir fakat aralarındaki mavi halkalara sahip ahtapot, insanları bile öldürebilecek zehre sahiptir. En zehirli canlılar arasında yer alır, panzehri bulunmamaktadır. Tükürüklerindeki zehir canlıları felç eder ve daha sonra onları yerler.

Ahtapotlar uzun süre yaşayamazlar, en fazla 6 ay kadar yaşayabilirler. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra sindirim bezlerinin etkinliğini kaybetmesi sonucu Ahtapotlar açlıktan ölürler. Daha sonra yavrular yuvayı terk eder, bazı zamanlar beslenmek ve üremek için deniz kıyılarına göç edebilirler. Bu vakitler genellikle Şubat- Nisan aralığındadır.

Ahtapotlar Hakkında İlginç Bilgiler

Ahtapotlar hakkında bir ilginç bilgi ise derin denizlerde yaşadıkları için oksijen taşıyıcı solunum pigmenti olan hemosiyanin bulunur bizim kanımızdaki demir yerine bakırın yoğunluk da olmasını sağlar. Bakırın da oksijenle birleşmesi kanın mavi renkli olmasını sağlar. Kollarında ortalama 1600 adet vantuz bulunur, bu vantuzlar duyuları algılamalarına sebep olan kemoreseptörler ile doludur. Bu sayede dokunduklarında tat ve koku alabilirler.

Bir ilginç bilgi ise ahtapotların bireysel kişilikleri vardır, mizaçlarına göre oynamak için farklı şeyler tercih ederler. Bu da bilim insanlarını hayrete düşürmüştür. Kromatofor hücreleri sayesinde derilerin şekillerine ve renklerini değiştirerek av olmaktan kurtulurlar. Yavruların yuvalarına terk ettiğini söylemiştik çünkü Ahtapotlar genellikle bağımsız yaşarlar, gruplar şeklinde yaşamazlar. Belki de karşılarına çıkan sorunlara çözüm üretme çabaları bu zorlu ve tekli yaşam sebebiyle olabilir. Bunlardan en ilginç olanları zekaları sayesinde midyelerin kabukları arasında taş sokarak kapanmalarına mani olmaları ve daha sonra içlerini yemeleridir ayrıca buldukları hindistan cevizi kabuklarının içine saklanırlar ve kendilerini tehlikelere karşı koruyabilirler. Peki nasıl bu kadar bilinçli hareketler sergileyebilirler bu yumuşak canlılar diyorsanız genetik yapılarının öğrenmeye geçebiliriz.

ahtapotlar

Ahtapotların Tarihi

Ahtapotlar, yumuşakçaların kaleoid sınıfındandırlar. Tahmini 500 milyon yıllık bir evrim sürecine sahiplerdir. Bu da şu demek oluyor ki bitkilerin ve çoğu canlının ortada olmadığı zamanlarda bu zeki esnek canlılar vardı. Binlerce ilginç özelliği olan bu canlıların en ilginç yönü kendi türündeki canlılar arasında oldukça gelişmiş bir sinir sistemine sahip olmalarıdır. Problemlere çözüm ürettikleri gözlenen bu canlılar omurgasızların en zeki canlı sınıfına girer. Nasıl ormanların kralı aslansa okyanusların efendisi de ahtapotlar diye bir benzetme yapabiliriz.

Bilim insanlarınca bu kafadan bacaklılar çok gizemli hayvanlardır. Bu yüzden bilim insanları ahtapotların genleri hakkında çok fazla çalışma yürütmüştür. Ahtapotların gen haritasını çıkarmak ile yetinmeyip RNA seviyelerinin etkilerini gösteren epigenetik haritayı da çıkarmışlardır. Karşılaşmayı beklemedikleri ilginç buluntular elde etmişlerdir. Hatta bu yüzden ahtapotları bu dünyaya ait olamaz bunlar uzaylı genine sahip bile demişlerdir. Yani gen dizilimleri onların tüm canlılardan farklı olduğunu gösterdi. Bu canlıların genomu 33.000 protein kodlayan gene sahiptir ve bunlar adeta bir pazar yeri gibi karmaşık yapıdadır. Aslında bizimle aynı enstrümanları kullanıyorlar fakat çaldıkları müzik çok farklı notalarda yükseliyor.

Ahtapotlar ve Bilim İnsanları

Şimdi de bilim insanlarının ahtapotlar için neler dediğini bakalım: Chicago Üniversitesinden Dr.Clifton Ragsdale şöyle diyor: bu tür; kavrama becerisine sahip 8 kola, oldukça büyük bir beyne ve olağanüstü problem çözme yeteneğine sahiptir. peki bizler bu sözlere bir örnek verecek olursak, ahtapotlar bir fanus içerisinde gözlerinden bile küçük deliklerden geçerek kendini kurtarabiliyor. Bu hem fiziksel esnek yapılarını hem de problemlere çözüm üretebildiklerini bizlere gösteren bir deneydi.

İngiliz zoolog Martin Wellse “Ahtapotlar kesinlikle uzaylıdır” diyor. Ahtapotların beyinlerinin molekül yapısı inceleniyor ve şunlar gözleniyor: Bu canlı türü, sinir ağlarının hafıza ve öğrenme kapasitelerini aniden değiştirme yeteneğine sahip. Bu yetenek vücutlarındaki proteinleri ani bir şekilde dönüştürerek farklı fonksiyonlar kazandırmalarını sağlıyor. Ahtapotlar o kadar gelişmiş ve kompleks yapıda bir sinir sistemine sahip ki omurgalılarda ki özel sinir sisteminin genlerini bulundururlar. Ahtapotlarda insanların uzaktan iletişim kurmasına sahip miyelin yok fakat onlarda da protokaderin geni var ve bu gen sayesinde; kısa mesafe iletişim kuran ahtapot nöronları, komşu nöronlara sinyal yollayabiliyor bu da beynin büyük bir özelliğini gösteriyor.

Ahtapot Genom’u Hakkında

ahtapotlar

Gen bilimciler California 2 benekli ahtapot DNA’sının 2,7 milyar baz çiftinden oluştuğunu açıkladı. Ahtapotların her ne kadar insan genomunda küçük olsa da daha fazla genleri vardır ve daha karışık yapıdadır yine Chicago üniversitesi araştırmacılarına göre ahtapot genomu zıplayan gen adı verilen “transpozon” dizilerine sahiptir. Transpozonlar, kendini genom içinde yeniden düzenleyebilen DNA zincirleridir. Bunlar ahtapotların sinir dokularında yüksek miktarda vardır. Ayrıca ahtapot genomuna inceleyen bilim insanı Caroline Albert şöyle diyor :Genomu bir blendere koyup karıştırmışsınız gibi. Bu karışık yapıda, genlerin yeni genomik ortamda yer almalarını sağlıyor.

Eskiden sadece omurgalılarda bulunduğu düşünülen genlerin ahtapotların da DNA’sında olduğu gözlemlendi. Ahtapotların bir diğer ilginç özelliği ise bir vantuz geninin DNA’nın başında diğer vantuz geninin de DNA’nın sonunda olmasıdır. Oysa canlılarda benzer yönler DNA da aynı yerde bulunur. Ahtapot genlerinde bulunan transpozonlar DNA içerisinde top gibi zıplayarak evrimi hızlandırıyor ve gen sıralarını değiştiriyor ayrıca ahtapotlar kendi genetik kodunu değiştirip yeni bir canlı türüne dönüşmeden protein dizilerini değiştirmesini sağlıyor ve en çok değişen proteinler ise beyin süreçlerini kontrol eden proteinlerdir.

Omurgalı nöronları bulunduran ahtapot genomu karşımıza kafadan bacaklılar ve omurgalar arasındaki evrimsel bağın göstergesini sunuyor. Ragsdale göre “Ahtapotların sıra dışı genomu kafadan bacaklıların genetik özelliklerini tespit etmemize ve böylece evrimsel araştırmalar yapmamızı yani farklı türlerin karşılıklı olarak nasıl evrim geçirdiğini görmemizi kolaylaştırıyor.” demiştir. Bu da insanların genetik kodunu değiştirmeden insanları süper güçler kazandırabilmeyi umut ettiriyor kısacası ahtapot genomunun sırları çözüldükçe zor şartlar altında hayatta kalabilen insanlar için çalışmalar yürütülme şansının olabileceğini bizlere gösteriyor.

Zehra Yılmaz
10.Sınıf

Görüş ve önerileriniz için

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir