Santiago Ramón Cajal

Santiago Ramón Cajal

Santiago Ramón Cajal

Beyin, bilinmez olduğu sürece; evren de, beyin yapısının bir yansıması olduğundan, bilinmez olarak kalacaktır.

Santiago Ramón Cajal

Merhabalar değerli okurlarımız. Bu yazıda sizlere, günümüzde “neuroscience” olarak adlandırdığımız, modern sinir biliminin atası olarak anılan Santiago Ramón Cajal’ın hayatından bahsedeceğiz. Kendisi sadece Nobel ödülünü alıp diğer bilim insanlarına örnek olmakla kalmayıp aynı zamanda, bir ressam, bir felsefeci, bir baba, bir asker ve en önemlisi Sonsuzluk ve Ötesine sözümüze birebir oturan bir kişilik. Peki bu özellikleri ve sıfatları hayatında nasıl kazanmış? Gelin beraber öğrenelim.

Kim Bu Nöronların Babası ?

Öncelikle yazıma hem kendimin hem de sizlerin ön yargısını kırarak başlamak istiyorum. Düşünüyorum ki, bu tarz birden fazla meziyeti olan insanları çokça duymuşsunuzdur. Bir Leonardo Da Vinci’yi veya Nikola Tesla’yı ya da Süreyya Tahsin Aygün‘ü (eğer ki bilmiyorsanız yazımızı okumanızı tavsiye ederim) yahut İbn-i Sina’yı. Bu insanların yaptıkları size olağanüstü geliyor olabilir (ki bana da öyle geliyor). Ama bu insanların ortak olarak paylaştıkları belli bir akıl mantalitesi ve duygusal sistemi var.

Bilinen bilginin hayata geçirilmesi ve her zaman sorgulama merakı gibi. İlla ki sizde büyük bir buluş yapmak zorunda değilsiniz veya bu özellikleri, bu tarz insanlardan da bulamayabilirsiniz de. Ancak şöyle bir gerçek var ki; örneğini verdiğim insanlardan herhangi biri çıkacak ve size bu meziyetleri kazanabileceğinizi gösterecektir. Bu kişi Cajal olabilir ya da olmayabilir. Bu yüzden arayış içinde olmalı, mesleği , yaş grubu ,dini veya dili ne kadar farklı olsa da herkesten bu nitelikleri almaya çalışmalıyız. Bu yüzden ilginiz ve alanınız olmasa dahi, her şeyi bir kenara bırakıp öğrenmeye çalışalım.

Ressamlıktan Doktorluğa Götüren Hayat

Santiago Ramón Cajal

Mayıs 1852’de İspanya’nın Petilla köyünde doğmuştur. Bir çok çocuk gibi asi ve isyankar şekilde büyümüştür. Babası Justo Ramón Casasús köyün doktoru ve anatomi profesörüdür. Oğlunun bu haylaz tavırlarının dizginlenmesi için hem kunduracılık yapmaya hemde köyün berberine çalışmaya gönderir. Çizimlerinde çok yetenekli olan Cajal, birçok başarılı insan gibi okulla arası iyi olmamıştır. Şaşırdık mı? Elbette hayır 🙂

Santiago Ramón Cajal
Savaşı , sinirleri ve hayal gücünü birleştiren muazzam çizimi.

Resimlerdeki becerisini görmezden gelmeyen babası, oğlunun mezarlıktaki kemiklerin resmini çizdiğini görmesi ile çocuğunun anatomiye ilgisi olduğunu düşünür. 1868’de Zaragoza Üniversitesi’ne atanan babası oğlunu anatomi çizimi sanatında eğitir. Oğlunun birçok resmi de kendi çalışmaları için yararlı olmuştur. Cajal’da babasının etkisiyle tıp okumaya karar verir ve 1873’de tıp diplomasını alır.

Tıptan mezun olduktan sonra askerliğe giden Cajal Küba’da hizmet verir. Burada askeri hekimlik yapar. Askerlikten geri döndükten sonra 1875’de akademik kariyerine Zaragoza Üniversitesi’ne devam eder.

1879’da Silvería Fañanás García ile evlenmiş ve 7 çocuğu olmuştur. Ancak iki evladını çocuk yaşta kaybetmiştir. Cajal bu yaşam şartlarının yanı sıra; gençlik yıllarında atletizme ve yaşamı boyunca satranç oynamaya büyük bir ilgi göstermiştir. Hatta satranç tutkusu o kadar fazla olmuştur ki rüyalarında satranç taşlarını görmeye başlar. Bir rüyasını şu şekilde betimlemiştir: “Uykumda piyonların , atların , vezirlerin ve fillerin çılgın bir dansta bir araya geldiği rüyalar ve kabuslar tarafından kırıldığını gördüm.” Sinir biliminin babasına yakışır bir rüya olmuş. Rüyanın çevirisindeki cümle düşüklüğüne takılmayın. Şahsi fikrim bu rüyanın ne kadar derin olduğunu yönünde. En sevdiği satranç açılışının Ruy Lopez olduğunu hatta ünlü mekanlarda oynaması için davet aldığı bilinmektedir. (Ruy Lopez on the board ladies and gentelmans 🙂 )

Benim düşünceme göre satranç , bir çok kişinin dediği gibi zekayı geliştirmez.Onu kendi içinde çarpıştırır ve dışarı yansıtır.

Santiago Ramón Cajal

Akademik Kariyer

1875’de asistan olarak Zaragoza Üniversitesi’nde hizmet vermiştir. 1877’de de asistan profesörlüğe yükselmiş ve doktorasını yapmıştır. 1879’da Zargagoza Üniversitesi’nin içinde bulunan anatomik müzenin müdürlüğünü yapmıştır. Burada verdiği 4 yıllık çalışmanın ardından Valencia Üniversitesi’nde profesörlüğe seçilmiştir. Kariyerinin erken dönemlerinde iltihaplanma, kolera ve epitel materyalin yapısı üzerinde çalışmalar yapmıştır. 1887’de Histoloji ve Patoloji Anatomisi bölümünde Barcelona’da koltuğa oturmuştur. Yine aynı bölümde 1892’de bu sefer Madrid Üniversitesi’nde profesörlük yapmış ve 30 yıl burda hizmet vermiştir. 1922 yılında da emekli olmuştur.

Santiago Ramón Cajal

Buraya kadar dile kolay gelen kariyerlik öyküsünü özetledik. Gel gelelim onu gerçekten sinir biliminin babası yapan deneylere ve diğer bilim insanlarının gözünden nasıl biri olduğunu anlatmaya. Ayrıca sizlere direkt olarak Nobel ödüllü Erich R. Kandel’in kitabından alıntı yapmak istiyorum. Kendisinin ve ünlü fizyolog Charles Sherrington hakkında şöyle yorumlar yapmışlardır:

Diğer Bilim İnsanlarının Cajal Hakkında Yorumları

Santiago Ramón Cajal

Zihinsel yaşamı hücre temelinde incelemeyi mümkün kılan kişi, Santiago Ramón y Cajal’dı. Freud’un çağdaşı sinir anatomicisi olan Cajal, sinir sistemiyle ilgili çağdaş araştırmaların temelini atmıştır ve tartışmasız, gelmiş geçmiş en önemli beyin bilimcisidir. Cajal akılcı bir psikoloji kurmak istiyordu. Ölü sinir hücrelerinin sabit görüntülerinden, canlı sinir hücrelerinin özelliklerini çıkara bilme gibi esrarengiz bir yeteneğe sahipti. Belki de sanata eğiliminden türeyen bu hayal gücü hamlesi sayesinde, yaptığı herhangi bir gözlemin esas doğasını canlı terimlerle ve güzel çizimlerle kavrayıp betimleyebiliyordu.” –Eric Kandel

Santiago Ramón Cajal

Mikroskobun gösterdiği şeyi betimlerken, Cajal, canlı bir sahneden bahseder gibi konuşmayı alışkanlık haline getirmişti. Bu durum çok çarpıcıydı, zira… preparatlarının hepsi ölüydü ve hareketsizdi. Boyanıp sabitlenmiş beyin kesitlerinde Cajal’ın gördüğü şeyleri, yoğun bir insan biçimci tarzla betimlemesi, en başta kabul edilemeyecek kadar şaşırtıcıydı. Mikroskop görüntülerini, sanki canlı sahnelermiş gibi ele alır, bu sahneleri bizim gibi hisseden, umut eden ve çabalayan varlıklar mesken tutmuş gibi betimlerdi… Mesela bir sinir hücresi, gövdesinden uzanan lif aracılığıyla, “başka bir sinir hücresini el yordamıyla arıyordu”!… Onu dinlerken kendime şunu sordum: Gözlemlediği şeyleri insana benzetme yeteneği, araştırmacı olarak başarısına ne kadar katkıda bulunuyor? Böyle çarpıcı bir kabiliyeti olan bir başkasıyla asla tanışmadım.-Charles Sherrington

Sanatta ve bilimde göze çarpan tüm çalışmalar, büyük bir fikre uygulanan muazzam gayretin sonucudur.

Santiago Ramón Cajal

Evet değerli okurlarım; yukarıda anlatılmak istenen, yazımın başında da bahsettiğim duygu ve düşünce mekanizmalarından biridir. Ne çok duygusal bakıp yaşadığımız realiteden çıkmak. Ne de fazla gerçekçi olup, yaşadığımızı ve etrafımızdaki her şeye bir anlam kazandırdığımızı unutmamak…

Nobel ve Camillo Golgi İle Savaşı

Şuan kritik bir noktadayız. Başlıkta da gördüğünüz üzere bir fikir savaşından da bahsedeceğiz. Kritik olmasının nedeni; tuttuğunuz veya haklı gördüğünüz fikre göre karakterinizin nasıl olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Sinir bilimi uzmanı Pınar ÖZ hocam ile konuşurken söylediği sözünü alıntı yapmak istiyorum. “Bu konu bir bilim insanının nasıl bir karakterde olduğunu gösterebilen net bir konudur.” Bu yüzden sizlere iki tarafı da olabildiğince aktarmaya çalışacağım. O zaman psikanaliz testi başlasın. 😉

Öncelikle 1830 yıllarında Alman bilim insanları “Hücre Teorisi” adı altında her şeyin hücrelerden oluştuğunu öne sürdüler. Ancak o zamanlarda sinir sistemini inceleyip, buna somut kanıt bulamıyorlardı. Çünkü bunu gözlemlemeye yetecek bir mikroskop yoktu. Bu yüzden sinir sisteminin, sıralı dokusal bir yapı mı olduğu ya da sadece hücrelerden mi oluştuğu bilinmiyordu.

Santiago Ramón Cajal

Zamanla mikroskop ve boyama metotları gelişmeye başladı. 1873’de Camillo Golgi “siyah tepkime” adı verilen teknikle nöronları diğer hücrelerden ayrı olarak gözlemlenilebilecek bir teknik geliştirdi. Bu teknikte, sinir dokusu potasyum bikromat (K2Cr2O7) ve amonyak (NH3) ile sertleştirilmesinin ardından gümüş nitrata (AgNO3 ) batırılır. Siyah tepkime, sinir dokusundaki birkaç nöronu rastgele renklendirir. Hücreler bir bütün olarak boyanır ve böylece şekilleri bir siluet olarak görünür hale gelir.

Santiago Ramón Cajal

Cajal, Golgi’nın bu tekniğini geliştirerek kullanmaya başladı. Yüksek konsantrasyonlu kimyasallar ve daha kullanışlı ve genç sinir bölgeleri seçerek, sinir sisteminin nasıl bir yapı olduğuna ışık tutmuştur.

Golgi ve diğer bilim insanları, Cajal’ın aksine sinir sisteminin tek tek hücrelerden değil, birbirine bağlı bir ağ yapısı olduğunu savunuyorlardı. Çünkü kullandıkları teknikte seçtikleri sinir sistemleri yetişkin hayvanlardan oluşuyordu. Ayrıca yöntem çok zahmetli olduğundan ve boyama sonrası hücrelerin net gözlemlenebilecek durumda olmamasından dolayı tam bir sonuca varamamışlardı.

1888’de Cajal’da tam tersi sinir hücrelerinin her birinin ayrık olduğunu hatta bunların farklı türlerinin olduğunu (duyu, ara, ve motor nöronlar) iddia etmişti. Seçtiği doku örneği ve Golgi’nin tekniğini kullanmasıyla da görüşünün doğru olduğunu ispatladı.

Golgi Tekniği İle Cajal’ın Çalışması

Buluşunu yaptıktan sonraki yorumunu şu şekilde dile getirmiştir:

Tam büyümüş bir orman, nüfuz edilemeyeceği , tanımlanamayacağı için, deyim yerindeyse, neden taze fidanları , henüz koru aşamasındayken incelemeyelim? Eğer gelişim safhası doğru düzgün seçilirse… hala nispeten küçük olan sinir hücreleri, her kesimde eksiksiz bir şekilde kendini gösterir; hücrenin uç kısmındaki dallar… azami berraklıkla tasvir edilir.” –Cajal

Gerçekten harika çizimler değil mi? Bulunduğu zamanın ötesinde bir önsezi ile gerçekliğin buluşması… Diğer yorumları sizlere bırakıyorum.

Golgi’nin Cajal’ın Nobel Ödülü Almasına Yorumu

İşte neden sinir sisteminin babası olduğunu sadece resimlerine bakarak bile anlayabilirsiniz. Cajal buluşuyla Nobel ödülüne hak kazanmıştır. Tabii bu başarısının bir kısmını Golgi’ye borçlu. Ancak Golgi ne dese beğenirsiniz! Bu görüşü kabul etmemiş. 🙂 Evet bir bilim insanından beklenmeyecek bir hareket aslında. Golgi yaşamının sonun kadar nöronların tek hücreler olduğu görüşüne şiddetle karşı çıkmıştır. Hatta Nobel konuşmasına, bu görüşün git gide gözden düştüğünü ve her zaman muhalif olacağını söyleyerek şu şekilde devam etmiştir: “Bana kalırsa, tüm bu söylenenlerden (…) nöron öğretisinin lehinde veya aleyhinde herhangi bir sonuca varamayız.”

Hiçbir şey içimde fikrini nasıl değiştireceğini bilen yaşlı bir adamdan daha fazla saygı ve huşu uyandıramaz.

Santiago Ramón Cajal

Daha sonralarında ise Cajal, Golgi’nin bu konuşmasına yorum olarak şunları yazmıştır: “Kendinize bu kadar ters kişiliğe sahip bilimsel muhalifinizle, tıpkı Siyam ikizleri gibi omuz omuza bağlı olmak, kaderin ne zalim bir cilvesi.”

Evet değerli okurlarım. Siz burada hangi kişiliksiniz? Düşündüğünüz bir şeyi ne kadar savunuyorsunuz? Yeterince düşündünüz mü? Gerçekten de kaderin zalim bir cilvesi mi? 😉

Sorulara devam edip yazımı felsefeye dökmeyeceğim. Ancak şu düşünmeliyiz ki, bildiğimizi sandığımız her şeyin bir bilmediğimize önderlik ettiği kesindir. Belki Cajal’ın hayatını okurken bir şeyler buldunuz veya bulamadınız. Zamanınızın 10-15 dakikasını bu yazıya verip bir şey bulamadıysanız, kaderin zalim cilvesi demeli ve devam etmelisiniz.

Yazıda bana bildirilen her şeyi sizlere aktarmaya çalıştım. Umuyorum ki faydalı olmuştur. Editörlükte yardım eden Yaren, Melih ve Berke arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ayrıca bana önerdiği kitap sayesinde alıntı yapabildiğim Pınar Hocama da teşekkürü borç bilirim. Takipte kalın 🙂

Sonsuzluk ve Ötesine…


Kaynakça

Kandel R. Eric (2006) Belleğin Peşinde (3.baskı) İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Yararlanılan Kaynaklar

https://bilimfili.com/biyografi-santiago-ramon-y-cajal

https://tr.wikipedia.org/wiki/Santiago_Ram%C3%B3n_y_Cajal

https://en.wikiquote.org/wiki/Santiago_Ram%C3%B3n_y_Cajal

https://www.goodreads.com/author/quotes/415443.Santiago_Ram_n_y_Cajal

https://www.the-scientist.com/daily-news/reimagining-neurosciences-finest-works-of-art-30980

http://www.edochess.ca/batgirl/cajalchess.html

https://www.nobelprize.org/prizes/medicine/1906/cajal/article/

https://www.journalagent.com/tjn/pdfs/TJN_21_3_0.pdf

https://www.nobelprize.org/prizes/medicine/1906/cajal/facts/

https://en.wikipedia.org/wiki/Santiago_Ram%C3%B3n_y_Cajal

http://molekulerbiyolojivegenetik.org/santiago-ramon-y-cajal/

https://prabook.com/web/santiago.y_cajal/3739157#gallery

https://www.famousscientists.org/santiago-ramon-y-cajal/

https://sinirbilim.org/cajal-ve-noron-doktrini/

https://blogs.scientificamerican.com/illusion-chasers/santiago-ramon-y-cajal-the-young-artist-who-grew-up-to-invent-neuroscience/

https://www.nytimes.com/2018/01/18/arts/design/brain-neuroscience-santiago-ramon-y-cajal-grey-gallery.html

1 Beğen

Yapılan Yorumlar

  1. Cajal ve Golgi’nin böyle bir ilişkisi olduğunu bilmiyordum. Bu aydınlatıcı yazı için teşekkür ederim 🙂

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir