Şizofreni Genetik Bir Miras Mıdır?

Şizofreni Genetik Bir Miras Mıdır?

Şizofreni Genetik Bir Miras Mıdır?

Mental hastalık denildiği zaman akla ilk gelen hastalıklardan biri olan şizofreniyi birlikte inceleyelim. Sizce şizofreni genetik midir? Ailemde şizofreni bir birey varsa benim de şizofren olma ihtimalim nedir? Birlikte bu soruları yanıtlayalım.
Şizofreni ismi ilk defa 1911 yılında İsviçreli psikolog Eugen Bleuler tarafından kullanılmıştır. Ancak bu isim verilmeden önce hastalığın varlığından M.S. 1. Yüzyılda Kapadokyalı Araretus bahsetmiştir. 14. Yüzyılda hastalığın tedavisi için ilk akıl hastanesi açılmıştır.

Şizofreni Nedir?

Bireyin davranışlarını, duygularını, hareketlerini ve algılama şeklini çarpıtan bir hastalıktır şizofreni. Bu insanların olaylara bakış açıları normalden çok farklı olduğu için aile içinde ve sosyal çevrede uyumsuzluk yaşarlar. Bunun sonucunda da ciddi iletişim ve ilişki problemleri yaşarlar. Var olmayan imgeler görme ya da gerçek olmayan sesler duymak bu hastalıkla özdeşleşmiş belirtilerdir. Şizofreni hayat boyu süren bir hastalıktır. Hastalık tedavi süreci oldukça yavaş ilerleyen bir süreçtir. Aynı zamanda erken teşhis hasta ve çevresi için oldukça önemlidir. Hastaların büyük bir çoğunluğunda şiddet durumu söz konusu değildir.

Şizofreninin toplumda görülme yüzdesi %0,5-1 arasındadır. Ancak kan bağı olan insanlarda görülme oranı genel toplumdan çok daha yüksektir. Tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalar hastalığa sahip bir kardeşin varlığında diğer kardeşinde hasta olma yüzdesi %83’tür.

Hastalık her yaşta ortaya çıkmakla birlikte en sık 15-25 yaş arasında görülmektedir. Yaş ilerledikçe hastalığın ortaya çıkma ihtimali düşmeye başlar. 45 yaşından sonra ortaya çıkma ihtimali oldukça düşüktür. Cinsiyetler arasında görülme olasılığı eşittir. Ancak erkeklerde belirtileri daha erken ortaya çıkmaktadır. Hastalık belirtileri teşhis koyulmadan birkaç sene önce gözlemlenebilir.

Şizofrenin Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler kişiden kişiye değişmektedir ancak en genel belirtiler sanrılar, halüsinasyonlar ve düzensiz ve anlamsız konuşmalardır. Hastalık öncesinde insanlarda sessizlik, içe kapanıklık ve güvensizlik görülmektedir. Zekâ seviyesinde genellikle bir gerilik görülmemektedir.

Hezeyan: Gerçeklikten çok uzak, mantıksız düşüncelerdir. Hasta genelde dışarıdan zarar göreceğini, kendisine komplo kurulduğunu, takip edildiğini düşünmektedir. Aynı zamanda hastalarda kendini büyük görme, süper güçlere sahip olma gibi düşüncelerde mevcuttur. Hastalar insanların kendisine âşık olduğunu ya da düşüncelerinin çalındığını düşünebilmektedir.

Halüsinasyon: Gerçek olmayan imgeleri görme ya da sesler duyma durumudur. İşitsel olan varsanılar ses yankılanmaları, kötü yorumlar, aralarında konuşan sesler olarak ortaya çıkar.

Düşünce ve Konuşma Bozukluğu: Amacı belli olmayan, bir sonuca varmayan konuşma durumudur.

Negatif Semptomlar: Bu belirtilerin başında duyarsızlık, insanlardan kaçma, spontane olamama gelmektedir. Bunların yanı sıra bakımsızlık, yalıtılmışlık hissi, uğraşılan işe kayıtsızlık negatif semptomlar arasında yer almaktadır.

Pozitif Semptomlar: Sürekli ağlama veya gülme, evham, kendini tanıyamama, heyecan, kuşku, düşmanca düşünceler, her şeyi üzerine alınma, seslere ve ışığa fazla duyarlılık pozitif semptomlardır.

Şizofreni Çeşitleri

  1. Paranoid Şizofreni
  2. Dezorganize Şizofreni
  3. Katatonik Şizofreni
  4. Farklılaşmamış Şizofreni
  5. Rezidüel Şizofren

Şizofreninin Genetiği

Çocuklardan anne ve babasından bir tanesinde şizofreni olanların %13’ü, iki ebeveynde de şizofreni bulunanların %35-40’ında şizofreniye rastlanmaktadır. Akrabalık bağları uzaklaştıkça görülme yüzdesi azalmaktadır. Beyin hücreleri arasında sinyal geçişini engelleyen genetik değişimler şizofreni nedenleri arasında üst sıralardadır.

  1. GABAerjik: Sinyal mekanizmasının zarar görmesinin, şizofreniye ne kadar etkisi olduğu ilk kez tespit edildi.
  2. Merkezi Sinir Sistemi (CNS) dışında “gen kopya sayısı” bozulmalarının bir etkisi görülmedi.
  3. Şizofreni NMDAR ve ARC komplekslerinin dâhil olduğu, bulgularla desteklendi.
  4. Glutamaterjik sinyallerinin bozulmasının hastalığa etkisi tespit edildi.

Araştırma dâhilinde 11.355 şizofreni hastası ile sağlıklı insanların DNA’ları karşılaştırdı. Hastalarda; sinaps uyarısı ve uyarının engellenmesi ile ilgili görevlerde olan genlerde, gen kopya sayısı olarak adlandırılan çok sayıda mutasyon gözlendi. Benzer çalışmalarda şizofreninin yaklaşık yüzde 60 ila 80 oranla genetik temelli olduğunu ortaya koyuluyor. Genetik yıkımların, beynin kimyasal dengesini bozabileceği ve aynı şekilde de şizofreniye ve benzeri hastalıklara sebep olabileceği bu araştırma ile tekrar ortaya çıkarılmış oldu.

Şizofreni Tedavisi

Eski zamanlarda şizofreni hastalarının kötü ruhlar tarafından ele geçirildiği düşüncesi mevcuttu bu yüzden kafatası deliniyordu. Bunun yanı sıra insanlar diri diri yakıldı. Tabi ki bu yöntemin hiçbir bilimsel yanı bulunmamaktadır. Şizofreni bilimselleşmeye başladığı zamanlarda insülin şoku denenen ilk tedavi yöntemlerinden biridir. Bunun yanı sıra uyku tedavisi, yüksek ateş tedavisi ve oksijen yoksunluğu tedavileri kullanılmıştır. Ancak bunların hiçbirinin gerçeklikle bir bağı yoktur.

Günümüzde ise şizofreninin kesin bir tedavisi yoktur. Bunun yanında belirtilerin ve sanrıların azaltılması için ilaç tedavisi ve psikolojik destek uygulanmaktadır. Doğru ilaç deneme yanılma yöntemiyle bulunmaktadır. En çok kullanılan ilaçlar antipsikotik ilaçlardır.

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir