Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Viral enfeksiyonlara karşı vücudumuzda oluşan immün yanıtlarının cinsiyete göre değişiklik gösterdiğini biliyor muydunuz? Üretilen T hücresi sayısının farklılığından tutun da güçlü interferonlara ya da otoimmüniteye kadar dişilerin ve erkeklerin birbirinden nasıl farklı bağışıklık yanıtı yaptığını gelin inceleyelim.

Coronavirus salgınından sonra yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkekler ve kadınlar arasında iki birey de benzer oranda COVID-19’a yakalanmalarına rağmen, erkek hastaların enfeksiyon sonrası ölüm olasılıklarının epey bir yüksek.

COVID-19 hakkında elimizdeki veriler arttıkça bu sorumuzun cevabı ortaya çıkmaya başladı. The Sex, Gender ve COVID-19 projeleri tarafından yapılan araştırmalar sonucu, hastalığı olan erkeklerin hastanede tedavi görme olasılığının kadınlardan yaklaşık %20 daha fazla olduğu öğrenilmiş. Ayrıca hastaneye kaldırılan enfekte olmuş erkek bireylerin yoğun bakıma ihtiyaç duyma olasılığının ve sonrasında ölme oranlarının dişi bireylere nazaran daha yüksek olduğu ortaya çıkmış.

“Virüsler ve Diğer Patojenler Kadınları ve Erkekleri Eşit Şekilde Etkilemiyor.”

 Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health öğretim üyesi biyolog Sabra Klein yirmi yılı aşkın süredir viral enfeksiyonlar üzerine çalışmalar yapıyor ve immün yanıtlarını inceliyor. Klein bu cinsiyete bağlı farklı immün yanıtları için şu yanıtı veriyor: virüsler ve diğer patojenler kadınları ve erkekleri eşit şekilde etkilemiyor. Klein bu durumun biyolojiyle ve kromozomlarla açıklanacağını öne sürüyor.

Konu tartışmalara neden olduğundan 2003’te yapılan SARS ve 2013-2014 yıllarında yapılan MERS koronavirüs salgını araştırma verileri tekrardan incelenmeye alındı. İncelenme sonucu Klein’in iddialarını doğrular nitelikteydi. Erkek bireylerde viral enfeksiyon nedeni ile ölme oranı kadın bireylere göre oldukça fazlaydı. Sadece koronavirüs ailesi değil, hepatit C gibi diğer virüslerde de bu durum aynıydı. Öte yandan, multipl skleroz ve lupus gibi otoimmün hastalıklar kadın bireylerde daha sık görülür. İsimlerini saydığımız hastalıkların antiviral bağışıklık yollarının aşırı aktivasyonundan kaynaklandığı düşünülür, böylece Klein ve diğer bilim insanlarının teorisi desteklenmiş olur.

Klein ve diğer araştırmacılar bu iddialardan sonra XY ve XX kromozomlu bireyler arasındaki immün yanıt mekanizmalarını incelemeye başlarlar. Klein hem insanlarda hem de diğer memelilerde hücresel, genetik ve organizma düzeyindeki farklılıkları araştırıyor ve şunları ekliyor. “SARS-CoV-2 tartışmayı son derece değiştirdi. Umudum, salgın sonrası da araştırmalar ilerledikçe immünoloji ve bulaşıcı hastalıklarda daha geniş bir şekilde görmeye başlarız. “

Hamburg’daki Heinrich Pette Enstitüsü’nde bir immünolog olan Marcus Altfeld memelilerde bağışıklık sistemi ve fonksiyonel varyasyonları araştırırken kadınların viral enfeksiyonlara erkeklerden daha “güçlü” bağışıklık tepkileri verme eğiliminde olduklarını gözlemledi. Bu farkın, kadınlarda bu hücrelerin reseptörlerine bağlanan virüslerin uyarımına daha hızlı tepki verme eğiliminde olan ve bir kez uyarıldığında, antiviral sinyal moleküllerinin üretimini başlatan, doğuştan gelen bağışıklık sistemine dahil olan hücrelerde belirgin olduğu gözlemleniyor. Altfeld ve araştırma grubu hücre sitoplazmasında bulunan tek sarmallı RNA’yı tanıma ve bunlara yanıt vermede yer alan bir protein olan toll benzeri reseptör 7’ye (TLR7) odaklandı. Bu bir virüsün hücreyi işgal ettiğinin erken bir uyarı işareti idi. 2009’un başlarında, o zamanlarda Harvard Tıp Okulu’nda olan Altfeld ve diğer araştırmacılar, kadınlardan alınan plazmasitoid dendritik hücreler olarak bilinen bazı TLR7-taşıyan bağışıklık hücrelerinin, erkeklerdeki hücrelerden HIV RNA bitleri ile uyarılmaya yanıt olarak önemli ölçüde daha fazla interferon ürettiğini gözlemlediler. Diğer araştırmacılar, dişi memelideki bağışıklık sistemimizdeki en bol beyaz kan hücresi türü olan nötrofillerin, interferon sinyaline erkek bireylere oranla daha duyarlı göründüğünü bulmuşlardır. National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases araştırma görevlisi Mariana Kaplan ve ekibi araştırmalarından sonra dişi hücrelerin bağışıklık savunmasında rol oynayan çoklu genlerin daha güçlü bir şekilde yukarı regüle edildiği sonucunu elde etmişlerdir.

Adaptif Bağışıklık Ve Cinsiyet Farklılığı

Buna ek olarak son yıllarda yapılan araştırmalar, adaptif bağışıklığın gelişiminde de cinsiyet farklılıklarına işaret ediyor. Klein, dişi farelerin daha yüksek nötralize edici antikor tepkileri oluşturma eğiliminde olduğunu bulmuştur.

Adaptif bağışıklık yanıtı ile ilişkili olan ancak doğuştan gelen bağışıklıkta da rol oynayabilen T hücreleri de aynı zamanda cinsiyete özgü özellikler gösterir. Örneğin T hücre sayısı kız çocuklarında daha fazla sayıda bulunur. Bu durum, kadınların artan bağışıklık aktivasyonu, vücuttaki virüs miktarını sınırlamaya yardımcı olabilir.

Ek olarak, dişilerin grip, sarı humma diğer birçok virüse karşı aşılanmanın ardından erkeklerden daha iyi koruyucu antikorlar ürettiği görülmektedir. Fakat dişi bireylerdeki bu sağlam bağışıklığın dezavantajı, tüm otoimmün hastalığı olan hastaların yüzde 80’inin kadın olmasını da açıklar. Kadınlar olarak otoimmün hastalıklara yakalanma olasılığımız çok daha yüksektir. Ayrıca, kadınlar HIV enfeksiyonu gibi bağışıklık sistemi etkileşimlerinden kaynaklanan bazı enfeksiyonlarda hastalığın hızlı ilerlemesi açısından daha büyük risk altındadır.

Altfeld’in grubu, HIV’li kadınların, aynı viral yüke sahip erkeklerden daha yüksek T hücresi aktivasyonuna sahip olduğunu gösteren klinik verileri bildirdi, ki bu da hastalığın ilerlemesinin önemli bir prediktörüdür. SARS-CoV-2 enfeksiyonunun detayları henüz bilinmemiş olsa da, birkaç çalışma bağışıklık sisteminin çalışmasındaki bu farklılıkların COVID-19 enfeksiyonu sonucundaki bazı cinsiyet farklılıklarından sorumlu olabileceğini iddia ediyor. Yale Üniversitesi araştırma görevlisi Akiko Iwasaki son zamanlarda hastaneye COVID-19 nedeni ile başvuran kadın hastaların erkek hastalara göre daha fazla sayıda aktive olmuş T hücresi olduğunu açıklamıştır. Iwasaki kadınların SARS-CoV-2’ye karşı daha güçlü bir bağışıklık tepkisi oluşturduğu fikrini güçlendirmiş oldu.

Virüsün Hücreye Girişi

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

SARS-CoV-2,insanhücrelerinegirmekiçinhücrezarıproteinleriolanACE2ve TMPRSS2’yi kullanır. Yapılan araştırmalar, ACE2 ekspresyonunun östrojen tarafından aşağı regüle edilebileceğini öne sürerken, TMPRSS2’nin bazı dokularda erkek hormonları veya androjenler tarafından yukarı regüle edildiği belirtmektedir.

İmmün Yanıtı

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Hücrelerdeki viral genetik materyal X kromozom geni tarafından kodlanan TLR7 ile tespit edilebilir. XX kromozomuna sahip kişiler, tek X kromozomuna sahip olan kişilere göre daha fazla TLR7 üretir. XX kromozomlu plazmasitoid dendritik hücreler (pDC’ler) olarak adlandırılan TLR7 üreten bağışıklık hücrelerinin, enfeksiyon üzerine bir X’li hücrelere göre interferon adı verilen daha yüksek miktarlarda antiviral protein salma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Ek olarak, pDC’lerin ve diğer bağışıklık hücrelerinin aktivitesi, östrojen gibi dişi cinsiyet hormonları tarafından yukarı regüle edilebilir.

Doğuştan Gelen Bağışıklık

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Nötrofiller gibi doğuştan gelen bağışıklık hücreleri, bazı viral enfeksiyonlara yanıt olarak kadınlarda erkeklere göre daha yüksek aktivasyon gösterir. Bu hücreler cinsiyet hormonları tarafından düzenlenebilir ve kadınlarda erkeklere kıyasla antiviral yollara daha iyi yanıt veren daha olgun bir fenotipe sahiptir.

Doğal öldürücü hücreler ve makrofajlar gibi diğer bağışıklık hücreleri de cinsiyete bağlı olarak farklı gen ekspresyonu gösterir. Bu durum kadınlarda daha güçlü bağışıklık tepkilerini açıklamaya yardımcı olur.

Adaptif Bağışıklık

Viral Enfeksiyonlarda Cinsiyet Farklılığı

Dişi bireyler, viral enfeksiyonlara karşı yanıt için kullanılan T hücre türlerinde daha yüksek sayılara veya daha yüksek aktiviteye sahiptir. Araştırmalar SARS-CoV-2 aşısı için antikor üretiminin erkeklerde kadınlardan daha düşük olma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu immün yanıtlarında yer alan hücrelerin gen ekspresyonunun östrojen ve androjen hormonlarından etkilendiği öne sürülmektedir.

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir