ZEKÂ101: Zekâ Nedir? Nasıl Tanımlanır?

ZEKÂ101: Zekâ Nedir? Nasıl Tanımlanır?

ZEKÂ101: Zekâ Nedir? Nasıl Tanımlanır?

Zekâ ilk bakışta ne kadar basit bir kavram olarak görülse de aslında karmaşık ve tartışmalı bir konudur. Ele alınma biçimine göre birçok farklı şekilde tanımlanabilir. Bir sürü araştırma ve tartışmaya rağmen hala standart bir tanımı yoktur. Yine de en bilinen tanımı; anlama, öğrenme, problem çözme, düşünme, karar verme, akıl yürütme ve sonuç çıkartma gibi yeteneklerin tümünün bir araya gelmesidir.

Bu günlerde zekâ hakkındaki nörobiyoloji araştırmaları iki ana dala bölünmüş halde. Bunlar nörogörüntüleme (brain imagining) çalışmaları ve genetik birleşme (genetic association) çalışmaları. Nörogörüntüleme çalışmalarında beyin bölgelerinin işlevleri ve beynin mikroskobik yapısı araştırılırken, genetik çalışmalarda ise amaç zekâ ile ilişkili genlerin ve lokusların yerini tam olarak belirlemektir.

Ancak ben bu yazımda sizlere öncelik olarak zekânın tanımlanmasından ve Gardner’ın zekâ kuramından bahsederek bu geniş çaplı konuya bir giriş yapmak istiyorum. Gelecek yazılarımda ise nörogörüntüleme ve genetik çalışmalarını inceleyeceğim.

Bazı Zekâ Tanımları

İlk paragrafta yer verdiğim genel tanımlanmasının dışında çeşitli psikolog ve araştırmacılarında zekâ tanımları mevcuttur. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse:

zekâya

“Güçlü yanlarınızdan yararlanarak ve zayıf yönlerinizi telafi ederek ya da düzelterek, sosyokültürel bağlamınız içinde yaşamınızda elde etmek istediğiniz her şeyi elde etme becerisi.

Robert J. Sternberg

zekâya

“Zekâ tek ve bölünmez bir yetenek değil daha ziyade birçok fonksiyonun birleşimidir. Terim olarak belirli bir kültür içinde hayatta kalmak ve ilerlemek için gerekli yeteneklerin kombinasyonunu ifade eder.”

Anne Anastasi

zekâya

“Zekâ, hedefe ulaşmak için sınırlı kaynakları – zamanda dahil – en uygun biçimde kullanma yeteneğidir.”

Ray Kurzweil

Zekânın Öncesi ve Sonrası

Zekâya dair araştırmalar zamanla bu konuya dair olan görüşleri oldukça değiştirmiştir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

Zekâ sabit ve değişmezdir görüşü yerini zekânın geliştirilebilir olduğuna bıraktı.

Öncesinde zekânın nicel olarak ölçülebileceği düşünülürken artık herhangi bir performans ve problem çözme süreci ortaya koymanın yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.

Zekâ eskiden sadece öğrencileri sıralamak ve olası başarıları tahmin etmek için kullanılırken şimdi bireylerin gizli güçlerini ve başarıya ulaşmalarının farklı yollarını bulmak için ölçülüyor.

Gardner’ın Çoklu Zekâ Kuramı

Çoklu zekâ kuramı, psikolog Howard Gardner tarafından ortaya atılan ve zekânın tek olduğunu ancak kendi içerisinde çeşitlendiğini anlatan bir alternatif tanımdır.

Çoklu zekâ kuramına göre insanlar çeşitli zekâ geliştirme potansiyelleri ile doğarlar ve insanların entelektüel yetenekleri ve başarıları tek bir kabiliyete değil bir çok yeteneğin bir araya gelmesi ile oluşur. Bahsi geçen bu yeteneklerin bazıları içgüdüsel olsa da çoğusu sonradan kazanılır. Bu kurama göre 8 alt zekâ türü vardır.

1.Doğacı Zekâ

2. Müzikal Zekâ

3. Mantıksal / Matematiksel Zekâ

4.Varoluşsal Zekâ

5. Sosyal Zekâ

6. Bedensel / Kinetik Zekâ

7. Sözel / Dilbilimsel Zekâ

8. İçsel Zekâ

9. Görsel / Uzamsal Zekâ

Gardner’ın bu kuramına göre zekâ denilen olgu sadece bilişsel bir durum değil aynı zamanda iç güdülerimizden ve duygusal etkenlerden de etkilenir.

Zekâya Genel Bir Bakış

Çeşitli araştırmalar ve deneyler sonucu biliyoruz ki zekâmız ailemizden bizlere aktarılan iyi genlerle ve çevresel faktörler ile alakalıdır. Böyle bir çıkarım beraberin de tabi ki genetik çalışmaları getirmektedir. Vücudumuzun her zerresinde taşımakta olduğumuz genetik kodumuzun bu konuya olan etkisinin göz arda edilmesi mümkün olmadığından bu konu genetik araştırmalar için önem taşır.

Özellikle ikizler üzerinde yapılan çalışmalarda en çok öne çıkan bulgulardan biri zekânın kalıtımının oldukça yüksek olduğu yönündedir. Oran vermek gerekirse IQ için %50- %80 arasında hatta %86’a kadar artabildiği gözlemlenmiş. Bu da insan zekâsının en kalıtsal davranışsal özellik olduğu çıkarımının yapılmasına sebep oluyor.

Hazır oranlara başvurmuşken IQ ve EQ kavramlarından da kısaca bahsetmek istiyorum. Çünkü günümüzde özellikle IQ testleri oldukça popüler ve çocuklarının üstün zekâlı olduğunu kanıtlamak isteyen ebeveynlerin ilk durağı. IQ daha çok matematiksel yada bilişsel zekâ olarak tanımlanır ve testleri genellikle akıl yürütme, matematik becerileri, hafıza ve değişime adapte olmak üzerinedir. EQ ise duygusal zeka olarak tanımlanır ve duyguları anlama, değerlendirme ve ifade etmek üzerine kuruludur. Her ne kadar ayrı olarak ele alınsalar da bu kavramlar bir bütünün parçalarıdır.

Bu yazımın amacı sizlere zekâya dair bir bakış açısı kazandırmak ve bazı tanımlamaları aktarmaktı. Yapılan nörogörüntüleme ve genetik çalışmaları inceleyeceğim gelecek yazılarımda görüşmek dileğiyle. 🙂

Görüş ve önerileriniz için…


Kaynakça

Gottfredson, L. S. Why g matters: The complexity of everyday life. Intelligence 24, 79–132 (1997).

Sokkar, S.M.; Mohammed, Medhat A.; Zubaidy, A.J.; Mutalib, A. (1979). Study of some non‐leukotic avian neoplasms. Avian Pathology, 8(1), 69–75. https://doi.org/10.1016/j.sbspro.2012.06.411

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir